KEŞİF 1915 ÇANAKKALE - TRETMAN

“Başkasını yenen kişi güçlü, kendini yenen kişi kahramandır”

Keşif, kişiyi bir keşif yolculuğuna sokan gizemli bir uygulamadır çünkü bu sıradışı uygulamaya göre “Her keşif kişinin kendinde biter”. Onu gizemli kılan nokta ise kişilerin onu seçmesi değil, uygulamanın kendini keşfetmeye ihtiyacı olanları seçmesidir. 

Bu nedenle herkesçe bilinmeyen, istenildiği zaman bulunması mümkün olmayan ancak beklenmedik ve ihtiyacı olan kişilere beliren bir uygulamadır. Uygulama bu keşif sürecinde hayat gayelerini bulması ve ulaşması gereken üç çocuğu belirler; Hasan, Esma ve Berk. 

İstanbullu zengin ve popüler çocuk Berk, babasının ölümüyle annesiyle birlikte Bursa’dan Yalova’ya taşınmış olan mutsuz ve isyankâr Esma ile Bitlis’te yaşayan büyük hayalleri olmasına karşın içinde büyük bir güvensizlikle başa çıkmaya çalışan Hasan “Keşif” sayesinde kendi gerçekliklerinden uzaklaşarak zamansal bir geçidin içine girerler. Burası, devasa zaman çarklarının içinde, her şeyin paralel olarak birbirine bağlantılı olduğu, çarkların arasında beliren merdivenlerin sonunun olmadığı, tarihin farklı dönemlerine açılan zaman kapılarının yer aldığı bir geçittir. Nerede olduklarını anlamaya çalışan çocuklar merdivenlerden ilerleyerek kendilerine açılan kapıya vardıklarında geri dönüşü olmayan ve hayatlarında pek çok şeyin değişeceği bir yolculuğa çıkarlar. 

Kendilerini beklenmedik bir şekilde 1915 yılı Çanakkale’sinde bulan bu üç genç, farklı yollardan gelerek tesadüf eseri karşılaşırlar. Bulundukları yere nasıl geldiklerini anlamlandıramadan, iki savaş uçağı üzerlerine ateş açar. Ormanlık Alana doğru koştukları sırada uzakta yamacın kenarında eskice bir değirmen ev olduğunu görürler. Değirmen evde, kendilerini bu keşif yolculuğunda nereye gideceklerini gösteren bir “yol gösterici” cihaz bulurlar. Cihazın üzerindeki saati andiron sayaç “72 saatten” geri saymaya başlayınca, çıkış noktasına ulaşmaları için 3 günleri olduğunu fark ederler. Değirmenin biraz aşağısında yer alan terkedilmiş köyde ilerlerken içinde bulundukları gerçekliği tartışırlar. Köyde cepheye erzak taşıyan yaşlı bir teyzeye rastlayınca Çanakkale’de olduklarını dahası savaşın ortasına düştüklerini öğrenirler. Yaşlı Teyze sayesinde o sırada köyden geçmekte olan ilaç konvoyunun başındaki Onbaşı Mehmet ile tanışırlar. Askerlere kendilerinin de cepheye gittiğini söyleyerek aralarına katılır, cephane arabasına binerek yola çıkarlar. Yolculukta Mehmet Onbaşı ile arkadaş olurlar. Mehmet onlardan bir kaç yaş büyük, İstanbul’da Darülfünun’da okuyan ve savaşa gönüllü katılan bir gençtir. Ancak yolculuk uzun sürmez. Konvoya saldırı düzenlenir ve Mehmet saldırı sırasında vurulur. Gençler, köpeğiyle yalnız başına gezen Bekir Çavuş’un tepeden Anzak askerlerine ateş ederek onları koruması sayesinde hayatta kalırlar. 

Bir tarafta Mehmet Onbaşı’yı hastaneye götürmeleri gerekmekte, diğer tarafta çıkış noktasına ulaşmaları gerekmektedir ama onlar Mehmet’e yardım etmeyi seçerler. Her doğru kararın onların kendilerini keşfe bir adım daha yaklaştıracağının henüz bilincinde değildirler. Esma, Hasan ve Berk zorlu bir yolculuğun ardından hastaneye varırlar ve hastanede Semiha hemşire ile 

karşılaştıklarında durumun vahametini öğrenirler. Hastanede ilaç kalmamıştır ve yaralılara müdahale çok güç bir hale gelmiştir. Bombalanan ilaç arabası hastanenin tek ümididir ancak o da gelmeyecektir. Hastanedeki tüm doktorlar diğer yaralılarla ilgilendikleri için Mehmet Onbaşı’yı Semiha ve Esma ameliyat etmek durumunda kalır.

Mehmet Onbaşı’ya müdahale yapılır ancak ilaçları temin etmeden ne onu ne de diğer yaralı askerleri yaşatmak mümkün görünmüyordur. Geceyi orada geçiren çocuklar, hastaneye ilaç konusunda nasıl yardım edebileceklerini düşünürken, Berk sabah bir çadırın önünden geçerken, iki Anzak askerinin konuşmasına kulak misafiri olur. Hastane yakınlarından ilaç dolu bir Anzak kampı olduğunu öğrenir. Mehmet onların arkadaşıdır ve onu kurtarmak için ellerinden geleni yapmaları gerekmektedir. Tehlikeli bir yolculuk sonunda Anzak kampına ulaşan gençler yaptıkları plan neticesinde ilaçları almayı başarırlar ancak önlerinde daha ciddi bir tehdit vardır. Kampatki Anzak askerlerinin konuşmasından  öğrendiklerine göre düşman Kayacıkağılı’ndan büyük bir taarruz planlamaktadır ve Türkleri pusuya düşürecektir. Saldırının yerini gösteren haritayı almak için Esma ile ayrılan Berk, iki Anzak askerinin kendisini farketmesiyle yakalanır. Esma ve Hasan onu kurtarmak için kampa girerler ancak onlar da başarılı olamaz ve yakalanırlar. Hasan’ın cebindeki yol göstericiyi alırlar ve gece boyunca Berk’i cihazın ne işe yaradığına dair sorgularlar. Sabaha karşı Anzak kampı yolunda karşılaştıkları Saka Hüseyin’in kendisine söylemesiyle Bekir ve köpeği Cengaver, çocuklara yardım etmek üzere kampa gelir. Kampın belirli bölgelerinde çadırları yakar. Kampta kargaşa hakimken, Bekir, gençleri kurtarır ve birlikte kaçarak noksan geçide sığınırlar. Peşlerinden gelen Anzak askerlerini böyleyece atlatırlar. Esma, Hasan ve Berk, Bekir ile beraber hastaneye doğru yola çıkar. Bekir, Esma, Berk ve Hasan’ın keşifyolculuğunda önemli bir karakter ve bir çeşit baba figürüdür. Tüm sevdiklerini Balkan harbi dönemindeköyüne yapılan baskın sırasında kaybeden Bekir çavuş çocuklara yepyeni bir savaş perspektifi oluşturmuştur. Plana göre dörtlü önce ilaçları bırakacak, sonra da taarruz haberini vermek üzere cepheye gideceklerdir. Ancak onları kötü bir gerçek bekliyordur. Hastane bombalanmış, Mehmet Onbaşı şehit olmuş, Semiha hemşire ise yaralanmıştır. İçinde bulundukları zaman hepsini fazlasıyla sarsmış ve bakış açılarını değiştirmiştir. Her şeye rağmen cepheye haberi ulaştırmaları gerekmektedir, onlarca askerin hayatı belki de onlara bağlıdır. Üç günlük sürenin bitimine az kala üçlü ve Bekir belirtilen bölgedeki 7. Tümene doğru yola çıkar, maceralı bir yolculuğun ardından Albay Remzi Bey yönetimindeki tümene ulaşmayı ve haberi vermeyi başarırlar ancak askerlerin büyük çoğunluğu yanlış bir istihbarat üzerine diğer cepheye gönderilmiştir. Düşmanın hattı kırmaması için savaşılmalı ve yardım gelene kadar dayanılmalıdır. Her askere ihtiyaç olan bu dakikalarda süreleri de bitmiş, işaretli bölgeye varmışlardır. Artık savaşmaktan başka şansları yoktur. İçinde bulundukları gerçekliğin sonuna gelmiş ve kendi zamanlarına geri dönme zamanı gelmiş olsa da onlar savaşmayı tercih eder. Çıkış kapısının açılması da ancak onların böyle bir seçim yapmasıyla mümkün olur. Çocuklar artık yaptıkları seçimlerin bilincinde, hayat gayelerine kavuşmuş bir vaziyette kendi gerçek zamanlarına geri dönerler. 

Üç gün sonunda kendi gerçekliklerine dönen gençler artık eskiden oldukları insanlar değillerdir. Farklı mücadeleler geçirmiş, savaşmak zorunda kalmışlardır. Artık hayata bu tecrübeyle bakabileceklerdir. Esas öğrendikleri ise keşifin asla bitmeyeceğidir.